5 Mayıs 2007

Hayatı Iskalamaya Lüksün Yok Senin

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun.Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.....

Nazım Hikmet

13 Nisan 2007

Umudun Umutsuzluğu...

sokak sessiz, yine ben yolda ve yorgunluğumun farkındalığı içerisinde bir yürüyüşteyim
yine kimse yok, yine yalnızlığım beni yalnız bırakmıyor içimdeki düğüm git gide büyüyor ,
yine elim kolum bağlı ve yine düşünmekten başka bir seçeneğim yok sadece umut, düşün... yüreğim şişiyor beni hiçe sayarcasına sanki aklıma meydan okuyor
içerde biryerde sürekli yankılanan "neden(7)"...
canım acıyor haykırmak istiyorum ama ağlayamıyorum,
gözlerime dolan yaşlar yırtarak sadece içimi dolduruyor, git gide dahada fazla
umut kaybediyorum, yavaş yavaş boğuluyorum umut kaybettikçe dahada boğuluyorum ,
yetilerim yavaşlıyor... artık koşamıyorum,duyamıyorum, konuşamıyorum,hissedemiyorum, bütün bunlara rağmen yüzebildiğimin farkına varıyorum hemde kendi içimde,
olabildiğince uzaklaşıyorum,kaçıyorum... ama kısa bir süre olsada oluşan umudum bitiyor,
bir hiç için olan umudum... batıyorum, daha derine...
ışık kayboluyor, etrafı aydınlığın umudunu yitirmişlik kaplıyor kararıyorum,kararıyorum...*

Ama hala seçim şansım var, ışığın yokluğundan
dolayı oluşan karanlığın o beyazını seçiyorum.

---------------------------------------------------
(7)
nefret ediyorum, istemsiz oluşan durumlardan, gereksiz olanaksızlıklardan,
neden sevdiğim birşeyi yeteri kadar hissedemiyorum neden böyle olmak zorunda
neden mutlu olabildiğim onca şey uzakta oluyor, neden bunca sevdiğim bunca umut beslediğim şey benden uzaklaşıyor? geliyorum, gidiyorum.. iniyorum ama cıkamıyorum ,
inmek zorunda kalıyorum ama çıkamıyorum korkuyorum ,yanımda birini hissetmek istiyorum sadece elini boynumda gezdirişini hissetmek, bana bakışını ,gözlerinden beni okumayı istiyorum.sadece güzel bir yüz istiyorum ama olmayacağını biliyorum,nedenn?nedennn?
ona dokunmak, sadece sevmek tek istediğim sevmek ,ona karşılık vermek.düşünmek istemiyorum artık...